varsa söyle

yeniden başlasın Ekim 28, 2008

Kategori: Uncategorized — buradakimseyok @ 9:21 am

sevgili okur,

kibrit kutusunun sözleri, müzikleri, yemekleri, taşları, böcekleri, tıkırtıları, fokurtuları, mırıltıları vesaireleri olarak taşındık. burası bizim için yeni bir yer. yeni bir tarz. şaşırdık… üzüldük… hiçbir suçumuz olmadığı halde yediğimiz sansür bizi hayrete düşürdü. ama yıkılmadık ayaktayız. hepinizi selamlıyoruz… selam, selam, selam…

 

çengelli iğne Ekim 24, 2008

Kategori: dökülen şiirler — buradakimseyok @ 9:09 am
her şeyi bilemez ki insan…
mesela, neden duruyor içimde o çocuk?
neden yürüyor tenimde karıncalar?
her şey bilinemez…
aşklıktan ölse insan,
dolsa taşsa kalp kafesinden;
bir lokma için dilenilmez…

bazen yağmur yağar döver pencereleri
kimse göremez…
bazen çıt çıkmaz bağırır bir kadın
kimse duyamaz…
geceye dönse beden,
toprağı giyse ten..
göz çıksa yuvasından,
ölüme gülümsenmez…
ben birazcık aşığım,
öyle hemen söylenmez!   

 

 

 

 

 

 

yaşadıklarımdan öğrendiğim birşey var… Ekim 22, 2008

Kategori: annem, didaktik şiir, hastahane, refakatçi — buradakimseyok @ 10:13 am

dün bütün gün ve gece kendimle ilgili öğrendiklerim:
sağlık sektörüne güven duymakta yaşadığım sıkıntının tavan yapmış olduğu. zaten bir sektöre güvenilemeyeceği, teslim olunamayacağı kanaatinin damarlarıma sinmiş bulunduğu…
doktor ayşe ablaya ve fatma’ya güvenimin çok haklı, yerinde ve rahatlatıcı olduğu…
“cesurum, cesurum, cesurum… birşeyden korkmam cesurum” şarkısının favori şarkım olduğu…
ne kadar konforlu bir oda olursa olsun refakatçi olduğum durumlarda uykuyla aramın olmadığı…
nesliyan’ın fedakar bir arkadaşımız olduğu…
ve burada şimdi, kime, nasıl ve neden söyleyeceğimi bilmediğim annemle kurduğum ilişkiye dair az ama önemli – hem de çok çok önemli- hakikatler… gerçekler acı değildir, zaman zaman acıtır…
iyi uykular vietnam!

 

son kararım mı? Ekim 14, 2008

Kategori: Uncategorized — buradakimseyok @ 2:07 pm

facebooktan uzaklaşma kararı aldım.. neden bilmiyorum; sanki bu gerekliymiş gibi hissediyorum birkaç zamandır. içimin sesine kulak vereceğim. ki bunu önemli anlarda hep ihmal ederim, umulur ki bu sefer doğru birşey yapıyorumdur. bozuk bir saat kadar olabileyim bari diye düşünüyorum. düşünüyorum; o halde işler sarpa sarmış demektir…

 

iki çay söyledim, birisi açık… Ekim 14, 2008

Kategori: lemon tree, çay — buradakimseyok @ 8:26 am
öyle günler gelir ki, insanın sığınacak bir fincan sıcak çaydan başka şeyi kalmaz. herkes belki etrafında dört dönse, pervana olsa dahi kişi kendini onların sıcaklığına bırakamaz. buharı üstünde tüten fincanla hasbihal, alfabe ile konuşan her mahlukattan daha evla gelir. havaya karışan o buhar tam da olmak istenen şeydir; fincanın içindeki koyuluk, efkara denktir; böylece hemdem olunur çay ile… sanki diğer herşey ve herkes ve her cüz… silinip gider. yiter. bir tek çay kalır. yaydığı latif kokusu ile içerisinde insanın dantelden bir örtü işler. o örtü, usulcacık serilir derin bir uykuya dalmış olan ümidin üstüne. şefkatli bir anne gibidir, iyi demlenmiş çay, bu kırılgan çocuk için… uyuyanın üzerine kar yağdığından, üşütmemek gerektir onu… gün gelir, hemcinslerinin gözünde lal olan insanın dili çözülür, hürriyetine kavuşur da iki kelam edecek olur. işte o vakit dantelden örtüsünü silkip üzerinden bahar temizliğine girişir ümit… belki o zaman limonata vaktidir. çayla helalleşilir…
bu yüzden içimin yarı tarlası çay; yarısı limon ağacı..
 

egocentric stage Ekim 11, 2008

Kategori: Uncategorized — buradakimseyok @ 7:40 am

biz amerika’ya gideceğiz diye kriz çıktı..

 

good night, and good luck. Ekim 6, 2008

Kategori: Uncategorized — buradakimseyok @ 1:14 pm

sanırım ilk defa george clooney’i sevdim. sade, şık ve güçlü bir film. oyunculuklar ayrıca başarılı… bağırmayan, söylemek istediğini açık ve doğrudan ileten bir sinema yapıtı. mcCarthy dönemine kısa ve acısız bir bakış. belki daha fazla söylemeye gerek yoktur… zaten ne kadar çok söz söylersek, o kadar karışıyor doğrular gürültü ile…

 

alaturka Ekim 6, 2008

Kategori: dökülen şiirler — buradakimseyok @ 5:45 am

içimde
hiçbir nehrin dindiremeyeceği
susuzluk
aramaktan mı yoruldum
aradım mı sahiden?
eriyor muyum buzullarla birlikte?
birlikte miyim herhangi biriyle?
gecenin koyusunda
çıkmaz sokak koynunda
havlayan azgın bir köpek gibi
yalnızlık…
ama korkmuyorum ki gene de…
gözünün içine bakıyorum.
bakıyorum.
düşüyorum.
içimin çatlayan tenini kandıracak
bir şey…
bir kadeh şarap…
bir bardak süt…
bilmiyorum!
bilen biri gelsin istiyorum…

kader, böyleymiş…

 

hayy hayy… Eylül 28, 2008

Kategori: Uncategorized — buradakimseyok @ 4:47 am

aynı gökkube altında yaşadığımızı düşünmek; milyonlarca, milyarlarca insanla… bir kez bile nazar etmediğim, edemeyeceğim; teninin dokusunu, gözünün rengini bilmediğim, bilemeyeceğim; gülümserken, ağlarken, düşünürken, kızgınken ne şekle büründüğüne şahitlik etmediğim, edemeyeceğim birçoktan da çok yüzün aynı göğe zamanın bir anında çevrilmiş olduğunu hissetmek… ah hissetmek! ruhun titremesi… ruhun, bedene hapis olduğunu bir kez daha idrak etmesi! o fark anında birden çok kişi olmak istemek! birden çok insanın gözünün bebeğine dokunmayı dilemek… var olmakla yok olmak arasında, bir uçtan diğerine savrulup durmak… o fark anında, gökkubeye yüzünü sürmek… al demek; al herşeyim, her zerrem senin olsun! al ki evrenin her zerresinde var olayım… bu hapislikten, bu sürgünden, bu ait olamayıştan kurtulayım! bana ağırlık olan her bir parçam dağılsın, erisin; kalıbım su olsun, aksın; ben olmadan olayım!… ah, hürriyet! hürriyet… “hamd ü senalar… hamd ü senalar… dost ile bayram kıldı bu gönlüm”

 

adres tarifi Eylül 25, 2008

Kategori: Uncategorized — buradakimseyok @ 11:47 pm

www.hallice.blogspot.com diye bir yer var. bayılıyorum!